UTU Hukuk ve Danışmanlık14 dk okumaGüncelleme:
Şirket ihyası, ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliğinin belirli bir işlemle sınırlı olarak yeniden tescil edilmesidir. Beş yıllık hak düşürücü süre neden iptal edildi ve 2026 tarihli İstanbul BAM kararı uygulamaya ne getirdi? Bu yazımızda ticaret sicilinden silinen şirketlerin ihyasında TTK 547 ve TTK Geçici 7 ayrımını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararını, güncel İstanbul BAM kararını ve ihya davasının usulünü değerlendireceğiz.
Bir ticaret şirketinin sicilden terkin edilmesi, kural olarak tüzel kişiliğinin ve buna bağlı taraf ehliyetinin sona ermesi sonucunu doğurur. Bu nedenle terkin edilmiş bir şirket, doğrudan dava veya icra takibinde alacaklı ya da borçlu sıfatıyla yer alamaz. Taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme ve icra organlarınca kendiliğinden gözetilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 01.10.2018 tarihli, E. 2018/4016, K. 2018/8889 sayılı kararında takip ehliyetinin kamu düzenine ilişkin olduğu ve ehliyetsiz kişinin işlemlerinin hukuki sonuç doğurmayacağı belirtilmiştir. Aynı Dairenin 04.02.2019 tarihli, E. 2018/9275, K. 2019/1210 sayılı kararında ise tasfiyesi tamamlanarak sicilden silinen şirketin yargılamanın tarafı olamayacağı vurgulanmıştır. Dolayısıyla terkin sonrasında şirkete karşı bir alacağın ileri sürülmesi veya şirkete ait bir hakkın kullanılabilmesi, çoğu kez tüzel kişiliğin belirli işlemle sınırlı olarak yeniden tescilini, başka bir ifadeyle ihyayı gerekli kılar.
İhya, şirketi geçmişteki bütün faaliyetleriyle sınırsız biçimde yeniden faal hâle getiren bir kurum değildir. Esas işlevi, eksik kalan tasfiye işlemlerinin veya belirli bir dava, takip, tahkim ya da infaz sürecinin yürütülebilmesi için tüzel kişiliğe geçici ve amaca bağlı bir hukuki varlık kazandırmaktır.
Sicilden silinen bir şirketin ihyasında ilk olarak terkinin hangi yolla gerçekleştiği belirlenmelidir; kanun bu konuda iki ayrı düzenleme içerir.
TTK 547, usulüne göre tasfiyeye giren ve tasfiyenin kapatılması üzerine sicilden terkin edilen şirketlerde sonradan ek bir tasfiye işleminin zorunlu olduğunun anlaşılması hâlini düzenler. Şirkete ait unutulmuş bir malvarlığının bulunması, şirkete karşı veya şirket lehine yürütülmesi gereken bir dava ya da tahkim sürecinin ortaya çıkması ve verilen kararın infazının gerekmesi bu kapsamdaki tipik örneklerdir.
Kanun; son tasfiye memurlarına, yönetim kurulu üyelerine, pay sahiplerine ve alacaklılara, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden yeniden tescil isteme yetkisi vermiştir. Mahkeme talebi yerinde görürse şirketin yalnızca gerekli ek işlemlerle sınırlı olarak yeniden tesciline karar verir ve son tasfiye memurlarını veya yeni kişi ya da kişileri tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. TTK 547’de ihya talebi için ayrıca bir üst süre öngörülmemiştir.
TTK Geçici 7 ise belirli münfesih şirket ve kooperatiflerin, olağan tasfiye prosedürüne kıyasla hızlandırılmış ve istisnai bir usulle sicilden silinmesine yönelik düzenlemedir. Maddenin on beşinci fıkrası, alacaklılar ile hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayanarak şirket veya kooperatifin ihyasını istemesine imkân tanımış; ancak bu başvuruyu ‘silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde’ yapılma koşuluna bağlamıştı.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrudan bu ibareye ilişkindir. Bu nedenle ‘ihyada beş yıllık süre kaldırıldı’ cümlesi tek başına eksik kalır.
Doğru ifade
Doğru ifade şudur: TTK Geçici 7/15 uyarınca resen terkin edilen şirket ve kooperatiflerin ihyasında, silinme tarihinden başlayan beş yıllık üst süre iptal edilmiştir. TTK 547 kapsamındaki ek tasfiye bakımından ise zaten kanuni bir beş yıllık süre bulunmamaktadır.
TTK 547 ve TTK Geçici 7 kapsamında ihya
| Ölçüt | TTK 547 · Ek tasfiye | TTK Geçici 7 · Resen terkin |
|---|---|---|
| Terkin biçimi | Olağan tasfiyenin kapatılması üzerine terkin | Hızlandırılmış ve istisnai usulle silinme |
| Talep edebilenler | Son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri ve alacaklılar | Alacaklılar ile hukuki menfaati bulunanlar, haklı sebeplere dayanarak |
| Davalı | Ticaret sicili müdürlüğü ile son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu | Kural olarak ilgili ticaret sicili müdürlüğü |
| Süre | Ayrıca bir üst süre öngörülmemiştir | Silinme tarihinden başlayan beş yıllık üst süre iptal edilmiştir |
Anonim şirketin kuruluşunu ve organlarını anonim şirket nedir, nasıl kurulur yazımızda ele aldık.
Özet
Anayasa Mahkemesi, TTK Geçici 7/15 kapsamında sicilden silinen şirket ve kooperatiflerin ihyası için öngörülen, silinme tarihinden başlayan beş yıllık üst süreyi iptal etti. Karar, alacak veya hukuki menfaat henüz ortaya çıkmadan ya da ilgilisi terkin işleminden haberdar olmadan sürenin tüketilmesinin ihya yolunu etkisiz hâle getirebileceği düşüncesine dayanıyor. Bununla birlikte iptal, bütün ihya davalarını tek bir rejime dönüştürmüş değildir. Olağan tasfiye sonrasında gündeme gelen TTK 547 kapsamındaki ek tasfiye ile Geçici 7 kapsamındaki ihyanın dayanakları, tarafları ve inceleme ölçütleri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli, E. 2023/33, K. 2023/117 sayılı kararı 15.09.2023 tarihli ve 32310 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Mahkeme, itiraz konusu kuralı Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak 40. maddede düzenlenen etkili başvuru hakkı yönünden incelemiştir.
Şirketten olan ve hukuken ileri sürülebilir nitelik taşıyan alacak, anayasal mülkiyet hakkı kapsamında malvarlığı değeri oluşturur. Devletin yükümlülüğü yalnızca teorik bir dava yolu tanımakla sınırlı değildir; bu yolun somut olayda ulaşılabilir, etkili ve sonuç almaya elverişli olması gerekir.
İptal edilen düzenlemede süre, alacaklının terkin işleminden haberdar olduğu veya talebinin ileri sürülebilir hâle geldiği tarihten değil, doğrudan sicilden silinme tarihinden başlıyordu. Oysa Geçici 7’de ilgililerin tasfiyeden fiilen haberdar olmalarını sağlayacak yeterli güvenceler bulunmadığı gibi, bazı alacakların veya hukuki menfaatlerin terkinden yıllar sonra ortaya çıkması da mümkündür.
Bu yapı, alacağın doğduğu ya da öğrenildiği tarihte beş yıllık sürenin çoktan dolmuş olması sonucunu doğurabiliyor; böylece ihya davası görünüşte mevcut olsa da uygulamada kullanılamaz hâle gelebiliyordu. AYM, haklı talebin ortaya çıktığı, ilgilinin bunu öğrendiği veya öğrenmiş sayılabileceği ve talebin hukuken ileri sürülebilir hâle geldiği zaman dikkate alınmaksızın sürenin silinme tarihinden işletilmesini etkili başvuru hakkıyla bağdaşmaz bulmuştur.
Ticaret sicilinin güvenilirliği, tasfiye süreçlerinin belirsiz biçimde açık kalmaması ve hukuki güvenlik meşru amaçlardır. Ancak şirketin sicilden silindiğini öğrenme olanağı bulunmayan veya talebi henüz doğmamış kişilerin hakkını mutlak biçimde sona erdiren bir üst süre, bu amaçlara ulaşmak için ilgililere aşırı külfet yüklemekteydi. Mahkeme bu nedenle beş yıllık ibareyi oybirliğiyle iptal etmiştir.
Kararın en önemli sonucu, Geçici 7 kapsamında sicilden silinen şirketler bakımından sırf terkin üzerinden beş yıldan fazla zaman geçtiği gerekçesiyle ihya talebinin reddedilemeyecek olmasıdır. Haklı sebep ve güncel hukuki menfaat mevcutsa, beş yıllık objektif üst süre artık başlı başına bir engel oluşturmaz.
Bununla birlikte karar, ihya talebini süresiz ve koşulsuz bir hakka dönüştürmemiştir. Başvurucunun ihya istemekte hukuki yararının bulunması, şirkete yöneltilecek talebin soyut olmaması ve ihyanın hangi işlem veya süreç için gerektiğinin açıklanması gerekir. Alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, hak düşürücü başka bir sürenin bulunup bulunmadığı veya esas talebin haklılığı ise ihya davasından ayrı değerlendirilir. AYM kararı, asıl alacağı doğuran maddi hukuk kurallarındaki süreleri ortadan kaldırmaz.
Ne değişti?
Geçici 7 kapsamında sırf terkin üzerinden beş yıldan fazla zaman geçtiği gerekçesiyle ihya talebi reddedilemez.
Ne değişmedi?
Hukuki yarar aranır; alacağın zamanaşımı, hak düşürücü başka süreler ve esas talebin haklılığı ayrıca değerlendirilir.
Öğrenme tarihi
Ayrıca iptal kararının gerekçesinde ‘öğrenme tarihi’ne yapılan vurgu, mahkemenin yeni ve genel bir beş yıllık sürenin öğrenmeden başlayacağını düzenlediği anlamına gelmez. AYM negatif kanun koyucu sıfatıyla mevcut ibareyi hukuk düzeninden çıkarmıştır; kanunda ayrıca ‘öğrenmeden itibaren beş yıl’ şeklinde yeni bir süre yaratmamıştır. Uygulamada dürüstlük kuralı, hukuki yarar ve esas hakkın tabi olduğu süreler önemini korur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 07.05.2026 tarihli, E. 2026/669, K. 2026/870 sayılı kesin kararı, TTK 547 kapsamındaki ihyanın uygulama koşullarına ilişkin güncel ve önemli tespitler içermektedir.
Uyuşmazlıkta yabancı bir şirket, tasfiye edilerek sicilden terkin edilen şirketle yaptığı ticari satım sözleşmesi kapsamında ödediği bedelin 300.000 USD’lik kısmının iade edilmediğini ileri sürmüş; İstanbul Tahkim Merkezi nezdinde başlatacağı tahkim ve sonrasındaki infaz işlemleriyle sınırlı olarak şirketin ihyasını istemiştir. İlk derece mahkemesi sözleşme, proforma fatura ile ödeme ve iade dekontlarını alacağı asgari ölçüde gösteren belgeler olarak kabul ederek ihyaya karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, ihya talebinden önce mutlaka bir dava veya icra takibi başlatılmış olması gerekmediğini açıkça belirtmiştir. Daireye göre, terkin edilen şirket hakkında ileride açılacak davada veya tahkimde taraf teşkilinin sağlanması ve şirketin temsil edilmesi zorunlu olduğundan, talep sahibinin alacağını muhtemel gösteren belgeler sunması hukuki yararın kabulü için yeterli olabilir. Alacağın kesin olarak ispatı ile sözleşmenin geçerliliği ve borcun esasına yönelik itirazlar ise ihya davasının değil, daha sonra yürütülecek esas uyuşmazlığın konusudur.
Usulüne uygun tasfiye ve yargılama gideri
Kararda ayrıca tasfiye işlemlerinin usulüne uygun yürütülmüş olmasının, hukuki yararı bulunan kişinin ihya istemesine engel olmadığı belirtilmiştir. Buna karşılık tasfiye ilanlarının usulünce yapıldığı ve alacaklının terkin öncesinde dava, takip veya başvurusunun bulunmadığı somut olayda, tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi uygun görülmüştür.
İhya davası, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılır. TTK 1521 uyarınca basit yargılama usulü uygulanır. Bu yetki TTK 547 kapsamındaki taleplerde kesin yetki niteliğindedir.
Davalıların belirlenmesi, terkin yoluna göre değişir. Olağan tasfiye sonrasında TTK 547’ye dayalı ek tasfiye talebinde ticaret sicili müdürlüğü ile son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu davalı gösterilmelidir. Geçici 7 kapsamındaki resen terkinde ise kural olarak ilgili ticaret sicili müdürlüğünün davalı gösterilmesi yeterlidir; çünkü bu rejimde olağan bir tasfiye süreci ve tasfiye memuru bulunmayabilir.
Ticaret sicili müdürlüğü çoğu uyuşmazlıkta yasal hasım konumundadır. Müdürlük tasfiye eksikliğine sebep olmamışsa yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerekir. Tasfiye memurunun gider sorumluluğu ise eksik tasfiyeye yol açan kusuru, bilinen alacağı gözetip gözetmediği ve davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği değerlendirilerek somut olay bazında belirlenir.
Terkinle tüzel kişilik ve taraf ehliyeti sona erdiğinden, doğrudan terkin edilmiş şirket aleyhine başlatılan takip usulî sorunla karşılaşır. İcra müdürlüğü ve icra mahkemesi taraf ve takip ehliyetini kendiliğinden gözetmek zorundadır. Bu nedenle alacaklı, kural olarak önce şirketin ilgili işlemle sınırlı ihyasını sağlamalı; ardından ihya edilmiş tüzel kişiliğe karşı takip veya davayı yürütmelidir.
Uygulamada izlenecek yol; terkin biçiminin ve tarihinin ticaret sicili kayıtlarından belirlenmesi, alacağın dayanaklarının toplanması, ihyanın hangi dava, takip, tahkim veya infaz işlemi için gerektiğinin somutlaştırılması ve doğru davalılara yöneltilmiş ihya davasının açılmasıdır. Mahkeme kararı sonrasında yeniden tescil ve ilan gerçekleştirilir, atanan tasfiye memuru şirketi yalnızca kararda belirtilen ek tasfiye işlemleri yönünden temsil eder.
İhyadan sonra başlatılacak takip yollarını icra takibi ve türleri yazımızda ele aldık.
Terkin tarihi üzerinden beş yıl geçmiş olması, Geçici 7 kapsamındaki ihya talebinin otomatik olarak sona erdiği anlamına gelmez. Ancak alacağın kaynağı, muacceliyet tarihi, terkinin ne zaman öğrenildiği ve neden daha önce başvuru yapılamadığı belgelenmelidir. Sözleşmeler, faturalar, banka dekontları, yazışmalar, ihtarlar, devam eden dava veya tahkim evrakı ve sicil kayıtları hukuki yararın ortaya konulmasında önem taşır.
Tasfiye memurları yalnızca ilanları tamamlamakla yetinmemeli; şirket kayıtlarından bilinen alacaklıları ayrıca bilgilendirmeli, vadesi gelmemiş veya uyuşmazlık konusu borçlar için TTK’nın öngördüğü depo ya da teminat mekanizmalarını işletmeli ve malvarlığının dağıtımını alacaklıların korunmasını gözeterek yapmalıdır. Eksik veya erken kapatılan tasfiye, şirketin ihyasına ve şartları varsa tasfiye memurunun sorumluluğuna yol açabilir.
Alacaklılar için
Tasfiye memurları için
AYM’nin E. 2023/33, K. 2023/117 sayılı kararı, ihya kurumunun kâğıt üzerinde mevcut fakat fiilen kullanılamaz bir başvuru yolu hâline gelmesini önlemiştir. Sicilden silinme tarihine bağlanan beş yıllık üst sürenin kaldırılması, özellikle terkin işleminden haberdar olmayan veya talebi daha sonra ileri sürülebilir hâle gelen alacaklılar açısından mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkını güçlendirmiştir.
Buna karşılık ihya, alacağın esasını çözen veya her talebi kendiliğinden haklı kılan bir dava değildir. Öncelikle terkinin TTK 547 mi yoksa Geçici 7 kapsamında mı gerçekleştiği belirlenmeli; hukuki yarar, ihyanın amacı, doğru davalılar ve esas hakkın tabi olduğu süreler ayrı ayrı incelenmelidir. İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin 07.05.2026 tarihli kararı da, henüz dava veya takip açılmamış olsa dahi muhtemel alacağın belgelerle ortaya konulması ve planlanan yargılama sürecinin somutlaştırılması hâlinde ihya talebinde hukuki yararın bulunabileceğini göstermektedir.
Şirket ortaklığına ilişkin diğer konuları limited şirketlerde ortaklıktan çıkma ve çıkarılma ile anonim şirketler ile limited şirketlerin avantaj ve dezavantajları yazılarımızda ele aldık.
İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (mevzuat.gov.tr)
İhya, şirketi geçmişteki bütün faaliyetleriyle sınırsız biçimde yeniden faal hâle getiren bir kurum değildir. Esas işlevi, eksik kalan tasfiye işlemlerinin veya belirli bir dava, takip, tahkim ya da infaz sürecinin yürütülebilmesi için tüzel kişiliğe geçici ve amaca bağlı bir hukuki varlık kazandırmaktır.
TTK 547, usulüne göre tasfiyeye giren ve tasfiyenin kapatılması üzerine sicilden terkin edilen şirketlerde sonradan ek bir tasfiye işleminin zorunlu olduğunun anlaşılması hâlini düzenler. TTK Geçici 7 ise belirli münfesih şirket ve kooperatiflerin, olağan tasfiye prosedürüne kıyasla hızlandırılmış ve istisnai bir usulle sicilden silinmesine yönelik düzenlemedir.
TTK Geçici 7/15 uyarınca resen terkin edilen şirket ve kooperatiflerin ihyasında, silinme tarihinden başlayan beş yıllık üst süre iptal edilmiştir. TTK 547 kapsamındaki ek tasfiye bakımından ise zaten kanuni bir beş yıllık süre bulunmamaktadır. Alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı veya hak düşürücü başka bir sürenin bulunup bulunmadığı ise ihya davasından ayrı değerlendirilir.
Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli, E. 2023/33, K. 2023/117 sayılı kararı 15.09.2023 tarihli ve 32310 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Mahkeme beş yıllık ibareyi oybirliğiyle iptal etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, ihya talebinden önce mutlaka bir dava veya icra takibi başlatılmış olması gerekmediğini açıkça belirtmiştir. Talep sahibinin alacağını muhtemel gösteren belgeler sunması hukuki yararın kabulü için yeterli olabilir.
İhya davası, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılır. TTK 1521 uyarınca basit yargılama usulü uygulanır. Bu yetki TTK 547 kapsamındaki taleplerde kesin yetki niteliğindedir.
TTK 547’ye dayalı ek tasfiye talebinde ticaret sicili müdürlüğü ile son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu davalı gösterilmelidir. Geçici 7 kapsamındaki resen terkinde ise kural olarak ilgili ticaret sicili müdürlüğünün davalı gösterilmesi yeterlidir.
Terkinle tüzel kişilik ve taraf ehliyeti sona erdiğinden, doğrudan terkin edilmiş şirket aleyhine başlatılan takip usulî sorunla karşılaşır. Alacaklı, kural olarak önce şirketin ilgili işlemle sınırlı ihyasını sağlamalı; ardından ihya edilmiş tüzel kişiliğe karşı takip veya davayı yürütmelidir.
Görüşme talebi
UTU Hukuk Danışmanlık olarak şirketler hukuku alanında avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz.
Formu doldurun, sizi arayalım. Dilerseniz doğrudan da ulaşabilirsiniz:
Şirketler Hukuku alanındaki diğer yazılarımız