UTU Hukuk ve Danışmanlık11 dk okumaGüncelleme:
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini kanunda öngörülen bildirim süresine uymadan sona erdiren tarafın ödemekle yükümlü olduğu tazminattır. İş sözleşmesi sona erdiğinde gündeme gelen alacaklar, sözleşmenin kim tarafından ve hangi nedenle feshedildiğine göre değişir. Bu yazımızda ihbar tazminatının hangi koşullarda istenebileceğini, ihbar sürelerini ve tazminatın nasıl hesaplandığını değerlendireceğiz. İncelememizi 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki iş ilişkileriyle sınırlı tutacağız.
Belirsiz süreli bir iş ilişkisini bildirimli fesihle sona erdirmek isteyen taraf, kural olarak karşı tarafa hazırlanabileceği bir süre bırakmalıdır. İşçi bu dönemde yeni bir iş arayabilir; işveren de ayrılığın işyerindeki düzeni nasıl etkileyeceğini değerlendirerek gerekli hazırlıkları yapabilir.
Uyulması gereken süre tanınmadan sözleşmenin bitirilmesi, feshi gerçekleştiren taraf için ihbar tazminatı ödeme borcu doğurur.
Kıdem ve ihbar tazminatını incelerken bu iki alacağın dayandığı düzenlemeleri ayırmak gerekir. Kıdem tazminatı bakımından 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi uygulanmaya devam ederken ihbar tazminatını 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesine göre değerlendiririz. Nitekim 4857 sayılı Kanun’un 120. maddesi, önceki İş Kanunu’nun yalnızca kıdem tazminatına ilişkin 14. maddesini yürürlükte bırakmıştır.
Kıdem tazminatı
Dayanağı 1475 sayılı Kanun’un yürürlükte bırakılan 14. maddesidir.
İhbar tazminatı
Dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesidir.
Bir ihbar tazminatı talebinde ilk olarak sözleşmenin hukuki niteliği belirlenmelidir. Geçerli biçimde belirli süreli kurulmuş bir sözleşme, kararlaştırılan bitiş tarihine ulaşıldığı için sona eriyorsa ihbar tazminatı istenemez. Böyle bir sözleşmenin haksız olarak erken sona erdirilmesinde ise başka tazminat hükümleri devreye girebilir.
Dikkat
Bununla birlikte, sözleşmeye bir bitiş tarihi yazılması tek başına yeterli değildir; belirli süreli sözleşme için 11. maddede aranan koşulların da bulunması gerekir.
İhbar tazminatını kimin isteyebileceği, feshi kimin yaptığı ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği incelenerek anlaşılır. Bildirim zorunluluğunu kaldıran bir durum yokken işverenin işçiyi hemen işten çıkarması, işçinin tazminat istemesine yol açabilir. Aynı şekilde, gerekli süreyi tanımadan işi bırakan işçi de işverene karşı sorumlu olabilir. Bu alacak için bir yıllık kıdemin tamamlanması şart değildir; hizmet süresi, kaç haftalık bildirim gerektiğini belirler.
Bu açıklamalar ışığında ihbar tazminatı talebinde şu unsurlar birlikte değerlendirilir:
İşverenin önündeki diğer seçenek, işçiyi bildirim dönemi boyunca çalıştırmak yerine bu dönemin karşılığını önceden ödemektir. Ödemenin hesabında 17. maddedeki ücret esaslarına uyulmalıdır. Bu yolun seçilmesi, işçinin koşullarını taşıdığı kıdem tazminatını ve diğer alacaklarını etkilemez. İş güvencesinden yararlanan işçiler bakımından feshin ayrıca bu hükümlere uygun olması gerekir.
Kanun, bazı olaylarda iş ilişkisinin bildirim süresi beklenmeden bitirilmesine izin verir. İşçi için 24., işveren için 25. maddede düzenlenen bu hak; sağlıkla ilgili durumları, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları ve zorlayıcı sebepleri kapsar. İşveren yönünden gözaltı veya tutukluluğun doğurduğu devamsızlığın kanuni bildirim süresini geçmesi de ayrıca düzenlenmiştir. Ancak fesih yazısında bu sebeplerden birini belirtmek yeterli değildir; haklı fesih için aranan koşulların somut olayda gerçekleşmiş olması gerekir.
Haklı nedenle derhal fesih koşulları oluştuğunda, fesheden taraf bildirim süresini kullandırmadığı için ihbar tazminatı ödemez. Feshi yapan işçi, bu ayrılığa dayanarak kendisi için de ihbar tazminatı isteyemez; kıdem tazminatı ve diğer alacakları kendi koşullarına göre ele alınır.
İstisna · Deneme süresi
Ayrıca sözleşmede geçerli bir deneme kaydı varsa, deneme dönemi içindeki fesihte 15. madde gereğince ihbar yükümlülüğü bulunmaz. Deneme sırasında çalışılmış günlere ait ücretler ve doğmuş diğer haklar ise ödenmelidir.
Haklı fesih sebeplerini işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı ve işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı yazılarımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Bildirimden sonra iş ilişkisinin ne kadar daha süreceği, işçinin hizmet süresine bağlıdır. İş Kanunu’nun 17. maddesinde kabul edilen asgari süreleri ve bunların gün karşılıklarını şöyle gösterebiliriz:
4857 sayılı İş Kanunu m. 17’ye göre ihbar süreleri
| İşçinin çalışma süresi | Bildirim süresi | Gün karşılığı |
|---|---|---|
| Altı aydan az | 2 hafta | 14 gün |
| Altı aydan bir buçuk yıla kadar | 4 hafta | 28 gün |
| Bir buçuk yıldan üç yıla kadar | 6 hafta | 42 gün |
| Üç yıldan fazla | 8 hafta | 56 gün |
Taraflar sözleşmeyle daha uzun bir bildirim dönemi öngörebilir; bu süreleri kanundaki sınırların altına çekemez. Bildirim dönemi usulüne uygun biçimde tamamlanmışsa ayrıca ihbar tazminatı istenmez.
Sürenin bölünmezliği
Burada sürenin bölünmezliğine de dikkat edilmelidir. Sürenin bir bölümünü çalıştırıp kalan bölümün bedelini ödeme biçimindeki tek taraflı bir uygulama, bildirim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmiş sayılmak için yeterli değildir.
İşçinin, ayrılacağı işyerinde çalışmayı sürdürürken yeni bir işe başvurabilmesi için zamana ihtiyacı vardır. Bu nedenle 27. madde, bildirim dönemindeki her çalışma gününde en az iki saatin iş aramaya ayrılmasını ve bu yüzden ücretin azaltılmamasını öngörür. Bildirimi işçinin yaptığı durumlarda da bu izin gündeme gelir. İzinleri toplu kullanmak isteyen işçi, işvereni önceden haberdar etmeli ve topladığı saatleri ayrılışından önceki günlerde kullanmalıdır.
İş aramaya ayrılması gereken zamanın hiç verilmemesi veya eksik bırakılması, ilgili saatler için ücret talep edilmesine yol açar. İşveren bu saatlerde iş gördürmüşse ödeme daha farklı hesaplanır: İşçinin izin nedeniyle hak ettiği normal ücrete ek olarak, yaptığı çalışmanın karşılığı yüzde yüz artırılarak ödenir.
Hesaplamaya başlarken işçinin son brüt ücreti belirlenir. Ardından, kanun veya sözleşme gereğince sağlanan ve parasal değeri hesaplanabilen düzenli ek menfaatler değerlendirilir. Örneğin yemek ve yol yardımları ya da süreklilik gösteren ikramiyeler, ilgili döneme düşen tutarlarıyla hesaba katılabilir. Böylece uygulamada giydirilmiş brüt ücret olarak ifade edilen hesaplama tutarına ulaşılır.
Aylık ücret üzerinden yapılacak hesapta önce günlük tutarı bulmak için giydirilmiş brüt ücret otuza bölünür. Elde edilen tutar, ihbar süresindeki gün sayısıyla çarpılır. Örneğin iki yıldır çalışan bir işçinin giydirilmiş aylık brüt ücretinin 45.000 TL olduğunu düşünelim. Sözleşmede süreyi artıran bir hüküm de yoksa altı haftalık, yani 42 günlük dönem esas alınır:
Bu işlem, kesintilerden önceki tazminat tutarını verir. İşçiye yapılacak net ödemenin bulunması için yasal kesintilerin de hesaplanması gerekir.
Fesih bildiriminin şekli değerlendirilirken 2025 yılındaki kanun değişikliği gözden kaçırılmamalıdır. 7555 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değiştirilen ve 24 Temmuz 2025’te yürürlüğe giren 109. madde, sözleşmeyi sona erdirmeye yönelik bildirimlerde yazılı usulün izlenmesini öngörür. Bu düzenleme karşısında yazılılık kuralını sadece işverenin yapacağı bildirimlerle sınırlı düşünemeyiz. Bildirimin muhatabı imza vermeyi reddederse, ret durumunun bir tutanakla belgelenmesi gerekir.
Yazılılık kuralının bulunması ile bu kurala aykırılığın nasıl sonuç doğuracağı ayrı ayrı ele alınmalıdır. Özellikle iş güvencesi dışında kalan fesihlerde yeni hükmün etkisi tartışmalıdır. Bu yüzden sözlü bir açıklamanın her durumda sonuçsuz kalacağını veya işçinin bildiriminde yazılılığın daima yalnızca ispat bakımından önem taşıdığını peşinen söylemek doğru olmaz. Değerlendirme, fesih türü ve uygulanacak hükümler üzerinden yapılmalıdır.
İş güvencesi hükümlerine tabi bir işveren feshinde, 18 ve 19. maddelerin aradığı usul izlenmelidir. İşveren, kararını yazılı olarak bildirirken hangi somut sebebe dayandığını da tereddüde yer bırakmadan açıklamalıdır. İşçinin davranışı ya da verimi gerekçe gösteriliyorsa kanundaki istisna dışında, karar verilmeden önce işçiye savunmasını sunma olanağı tanınması gerekir. Bu işlemler, feshin geçerliliği incelenirken dikkate alınır.
İhbar tazminatı ve işe iade
Bildirim için yeterli zaman bırakılması veya ihbar karşılığının ödenmesi, fesih sebebinin geçerli olup olmadığı sorununu kendiliğinden çözmez. Dolayısıyla iş güvencesinden yararlanan bir işçi, ihbar tazminatı kendisine ödenmiş olsa da koşulları varsa işe iade yoluna başvurabilir.
İhbar tazminatı talebinde fesih tarihinin doğru belirlenmesi, zamanaşımı hesabı için de gereklidir. İş Kanunu’nun ek 3. maddesindeki beş yıllık süre, alacağın muaccel hâle geldiği fesihle birlikte işlemeye başlar. Bu kural 25 Ekim 2017 tarihinden sonra biten iş sözleşmeleri için geçerlidir. Daha eski fesihlerde ise geçici 8. maddenin önceki sürelerle kurduğu ilişki ayrıca incelenmelidir.
İhbar tazminatı uyuşmazlığı dava yoluyla çözülecekse ilk adım arabuluculuk başvurusudur. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi, hem işçinin hem de işverenin bu alacağa ilişkin davalarında önce arabuluculuğa gidilmesini arar. Görüşmeler sonuçsuz kalırsa iş mahkemesine başvurulabilir. Büroya başvuru tarihiyle son tutanak arasındaki dönem zamanaşımı hesabına eklenmez; bu sırada süre durur.
Başvuru hazırlanırken sözleşme, hizmet süresi, ücret kayıtları ve ayrılığın nasıl gerçekleştiğini gösteren belgeler birlikte değerlendirilmelidir. Hem işçiler hem işverenler için şu noktalar sürecin sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur:
Çalışanlar için
İşverenler için
İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu (mevzuat.gov.tr)
İlgili yazılar: İş Hukukunda İbraname · İş Hukukunda Mobbing · Yıllık İzin Ücreti
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini kanuni bildirim süresine uymadan sona erdiren tarafın karşı tarafa ödediği tazminattır. Dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesidir.
İhbar tazminatı için bir yıllık kıdemin tamamlanması şart değildir; hizmet süresi, kaç haftalık bildirim gerektiğini belirler. Altı aydan az çalışan işçi için bildirim süresi 2 haftadır.
İş Kanunu’nun 17. maddesine göre çalışma süresi altı aydan az olan işçi için 2 hafta, altı aydan bir buçuk yıla kadar 4 hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar 6 hafta, üç yıldan fazla olan işçi için 8 haftadır. Taraflar sözleşmeyle daha uzun süre öngörebilir, bu süreleri kısaltamaz.
Hesaplama giydirilmiş brüt ücret üzerinden yapılır: Giydirilmiş brüt ücret otuza bölünür ve ihbar süresindeki gün sayısıyla çarpılır. Bu işlem kesintilerden önceki tutarı verir; işçiye yapılacak net ödeme için yasal kesintilerin de hesaplanması gerekir.
İhbar tazminatını, bildirim süresine uymadan sözleşmeyi fesheden taraf öder. Gerekli süreyi tanımadan işi bırakan işçi işverene karşı sorumlu olabilir. Haklı nedenle derhal fesih yapan işçi de bu ayrılığa dayanarak kendisi için ihbar tazminatı isteyemez; kıdem tazminatı ve diğer alacakları kendi koşullarına göre ele alınır.
Sözleşmede geçerli bir deneme kaydı varsa, deneme dönemi içindeki fesihte İş Kanunu’nun 15. maddesi gereğince ihbar yükümlülüğü bulunmaz. Deneme sırasında çalışılmış günlere ait ücretler ve doğmuş diğer haklar ise ödenmelidir.
Evet. Bildirim için yeterli zaman bırakılması veya ihbar karşılığının ödenmesi, fesih sebebinin geçerli olup olmadığı sorununu kendiliğinden çözmez. İş güvencesinden yararlanan bir işçi, ihbar tazminatı kendisine ödenmiş olsa da koşulları varsa işe iade yoluna başvurabilir.
İş Kanunu’nun ek 3. maddesindeki beş yıllık zamanaşımı süresi, fesihle birlikte işlemeye başlar. Bu kural 25 Ekim 2017 tarihinden sonra biten iş sözleşmeleri için geçerlidir; daha eski fesihlerde ayrıca inceleme yapılmalıdır.
Evet. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi, hem işçinin hem de işverenin ihbar tazminatına ilişkin davalarında önce arabuluculuğa gidilmesini arar. Görüşmeler sonuçsuz kalırsa iş mahkemesine başvurulabilir.
Görüşme talebi
UTU Hukuk Danışmanlık olarak, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve iş sözleşmesinin feshinden doğan uyuşmazlıklarda işçi ve işverenlere hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunuyoruz. Bildirim sürelerinin değerlendirilmesi, tazminat alacaklarının hesaplanması ve tahsili, arabuluculuk görüşmeleri ve dava takibi süreçlerini her dosyanın koşullarına göre yürütüyoruz.
Formu doldurun, sizi arayalım. Dilerseniz doğrudan da ulaşabilirsiniz: