Ana içeriğe atla
Ankara --:-- · — bilgi@utuhukuk.com 0536 593 16 00
Tazminat Hukuku

Uluslararası Süreçte COVİD-19

UTU Hukuk ve Danışmanlık6 dk okuma

İçindekiler
  1.  
  2. COVİD-19 VE PANDEMİ DOLAYISIYLA AÇILABİLECEK
  3. Uluslararası Sağlık Tüzüğü ve Bildirim Yükümlülüğü
  4. Devletin Uluslararası Sorumluluğu ve Haksız Fiil
  5. Uluslararası Yargı ve Tahkim Yolları
  6. Kişilere ve İdareye Karşı Açılabilecek Davalar
  7. Temel Hak ve Özgürlükler Açısından Önlemler
  8. Sıkça Sorulan Sorular
  9. Görüşme talebi

 

COVİD-19 VE PANDEMİ DOLAYISIYLA AÇILABİLECEK

DAVALARA GENEL BAKIŞ

Dünyayı etkisi altına alan  COVİD-19 virüsü ve DSÖ tarafından ilan edilen pandemi dolayısıyla Çin’in sorumluluğu tartışılırken, bu virüsün bulaşısından doğan, uğranılan zararlara dayanarak ne tür davalar açılabileceğine şöyle genel olarak bir göz atmak gerekirse; öncelikle bu durumu Çin’e karşı uluslararası alanda hukuki mücadeleye giren devlet ya da birey olarak ayırarak ve bunun için uluslararası hukuku, taraf olunan sözleşmeleri inceleyerek başlanabilir, sonra da iç hukuka göz atılabilir.

Uluslararası Sağlık Tüzüğü ve Bildirim Yükümlülüğü

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü tarafından Çin’in de taraf olduğu yani kendisi için bağlayıcı olan Uluslararası Sağlık Tüzüğü (UST) kapsamındaki hastalıkların sınırlı olması ve taraf devletlerin DSÖ’ye salgınları bildirme konusundaki yükümlülüklerine tam anlamıyla uymamaları sebebiyle uygulanabilecek tedbirler bakımından hastalıkların uluslararası yayılmasını önlemek, bu hastalıklara karşı korunmak, yayılmalarını kontrol etmek ve halk sağlığı açısından gerekli yanıtı vermek amacıyla 2005 yılında UST yenilenmiş, hem taraf devletler hem de DSÖ için önemli hak ve yükümlülükler öngörülmüştür.

UST 5, 6, 7 maddelerde taraf devlet ve DSÖ için bilgilendirme yükümlülüğü düzenlenir. UST 5 ve 6 maddelerde DSÖ için uluslararası düzeyde yayılmayı önleyici prosedürleri toplayıp taraf devletlere bilgi vermesi ve kendi verilerini bildirmesini istemesi düzenlenirken, UST mad 6 gereğince her taraf devletin  kendi ülkesi  içindeki  uluslararası önemi haiz  halk sağlığı acil durumuna yol açabilecek  tüm olayları ve aynı zamanda bu olaylara yanıt olarak  uygulanan herhangi bir sağlık önlemini 24 saat içinde,  mümkün olan en etkin haberleşme araçları ile  DSÖ’ne bildirmesi düzenlenir.   UST mad 7 de ise bir taraf devlet kendi ülkesinde , kökeni veya kaynağı ne olursa olsun uluslararası önemi haiz halk sağlığı acil durumu oluşturabilecek nitelikte beklenmedik veya alışılmadık bir halk sağlığı olayına dair kanıta sahip ise, DSÖ’ye ilgili tüm halk sağlığı bilgilerini temin edecektir düzenlemesi yer almaktadır.

Henüz içinde bulunulan ve yaşanan durumla ilgili net veriler olmamakla ve bazıları henüz doğrulanamamakla birlikte Çin’in Aralık ayından önce karşılaştığı vakaları DSÖ’ne bildirmediği, verileri sakladığı, önlem almadığı, enfekte sayısını yanlış bildirdiği, Ocak ayına kadar olayın ilk çıkış şehri Wuhan’a giriş-çıkışa izin verdiği yönünde iddialar mevcut.

Devletin Uluslararası Sorumluluğu ve Haksız Fiil

Uluslararası hukukta bir eylemin haksız olması için eylemin ihmalen ya da kasten gerçekleşmesi gerekir. Ayrıca haksız fiile esas eylem ilgili devlete atfedilebilir olmalı, yani bu eylem ilgili devletçe gerçekleştirilmelidir.

Çin hakkında iddia edilen eylemleri ispat edilmek koşuluyla taraf olduğu Uluslararası  anlaşma, tüzük ve tüm mevzuat gereğince tazminat yükümlüsü kılınabilir.

https://www.hssgm.gov.tr/UluslararasiSaglikTuzugu

5718 sayılı MÖHUK mad 34 de haksız fiil kavramı düzenlenir. Haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin işlendiği ülkenin hukukuna tabidir. Haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin farklı ülkelerde olması halinde ise zararın meydana geldiği ülkenin hukuku uygulanır. Haksız fiil Çin’de işlenmiş ancak zarar Türkiye’de oluşmuş ise Türk hukuku uygulanır.

Uluslararası Yargı ve Tahkim Yolları

Başvurulacak merci konusunda ilk akla gelen Uluslararası Adalet Divanı olur.

Adalet Divanını tanıyan ülkeler kararının bağlayıcılığını da kabul etmektedir. Adalet Divanında  iki devlet arasındaki uyuşmazlığa dair başvuru için her iki devletin de rızası gerekir. Çin’in bu seçenekte rızasından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Kaldı ki aksi bile düşünülse nihai kararın icrasında sorun çıkacaktır. Kararın icrasını BM Güvenlik Konseyi sağlayabilir. Ancak burada da karşımıza BM Güvenlik Konseyinde Çin’in; Rusya, Amerika, Birleşik Krallık ve  Fransa ile birlikte veto hakkına sahip beş daimi üyeden biri olduğunu unutmamak gerekir. Çin daimi üye olmakla aleyhine bir BM Güvenlik  Konseyi kararını veto edecektir. Kaldı ki burada BM Güvenlik Konseyi diplomatik sebeplerle sürece dahil olmak istemeyebilir de.

UST 56 maddede “barışçı olmak kaydıyla tarafların her türlü yolu tercih etme serbestisi olmakla birlikte başlıca geleneksel çözüm yolları görüşme, araştırma ve soruşturma, arabuluculuk, uzlaştırma, dostça girişim, hakemlik ve son olarak yargıdır” ifadesiyle taraflar arasında ihtilaflar barışçıl yollarla çözülmeli, aksi halde diğer yollara başvurulur denmiştir. UST  57 maddede ise Uluslararası Daimi Tahkime gidilebileceği düzenlenmiştir. Ancak bu yolda bile Çin’in yazılı onayı gerekmektedir. Yani Çin Tahkimi yazılı olarak kabul etmiş olmalıdır.

Zarar gören devlet tek taraflı olarak da tazmin isteyebilir ancak yaptırım uygulama olanağı bulunmuyor. Kaldı ki salgınlarla ilgili devletler geçmişte de risk almak istemiyor, kendi başına da bir gün gelebileceği düşünülüyor.

Sonuçta haklı olunsa bile uluslararası hukukta eksik mekanizmalar sebebiyle etkili bir yaptırım görünmüyor.

Kişilere ve İdareye Karşı Açılabilecek Davalar

Virüsle ilgili bulaşı sebebiyle kişilerin kişilere dava açması hakkında ise; virüsü bulaştırana ceza verilebilir ve tazminat yükümlüsü de olabilir. Burada öncelikle bulaştıranın  hasta etme veya öldürme amacı olmalı, bilerek isteyerek yapmalıdır. TCK mad 81 kasten öldürme , mad 86 kasten yaralama olarak düzenlenir.  Ayrıca eylem elverişli vasıta ile gerçekleşmelidir. Virüs elverişli vasıta mıdır sorusuna evet cevabını vermek mümkündür. Ek olarak makul şüpheyi ortadan kaldıracak şekilde isnat edilmelidir. Yani kimin bulaştırdığı şüphesiz şekilde belirlenebilir olmalıdır. Bunun ispatı çok zordur. Mesela aynı evde eşlerden birinin hiç dışarı çıkmaması, kimseyle görüşmemesi durumunda diğer eşin bulaştırması gibi.

Bu arada devletlerce yeterli önlem alınmadığı, alınsaydı önlenebileceği iddiası ile kişilerin kusura dayalı veya kusursuz sorumluluğa dayanarak idareye karşı dava açması da mümkün görünüyor.

Bir de karantina altında iken kaçanlar ve bulaştıranlar TCK 195 gereği cezalandırılabilir.

Ayrıca DSÖ’de kişilerin bireysel sorumluluklarına bakılabilir. DSÖ Anayasası 66-67-68  maddeleri  görev yapanların örgütle ilgili yaptıkları işten dolayı , işlerini bağımsızlıkla yerine getirmelerini desteklemek için yargılama aşamasında imtiyaz ve dokunulmazlıklar sahip  oldukları görülüyor, bu sebeple sorumlu tutmak mümkün görünmüyor.

Temel Hak ve Özgürlükler Açısından Önlemler

Temel Hak ve Özgürlükler açısından ise hak ihlali var mı sorusuna cevap olarak; taraf devletlerin  DSÖ Anayasası  21-22  maddeleri gereğince DSÖ tarafından konulan kurallara uymakla, gereken önlemleri almakla yükümlü olduğu görülmektedir.

Uluslararası Sağlık Tüzüğü (UST) 3  maddesinde kişilerin onuruna temel hak ve özgürlüklere saygıdan bahseder.

Devletlerin temel hak ve özgürlüklere saygılı davranmakla yükümlü olmakla birlikte korunan hakların önceliği tartışılabilir. Devletler öncelikle yaşam hakkına saygılı olmak ve koruma tedbirlerini almak zorundalar. Korunan temel hak ve özgürlüklerde de bir denge olması gerek. Aksine düşünce,  temel haklardan yaşama hakkının ihlali olabilecektir

Medeni Siyasi Haklar Sözleşmesi Mad 4 olağanüstü durumlarda devletlerin yükümlülüklerini azaltma hakkı veriyor. Ancak devletin bu olağanüstü durumu ilan etmesi gerekmektedir.

Seyahat hakkı, toplantı hak ve özgürlüğü gibi haklarda, devletler tarafından alınan önlemlerin kanuni, gerekli ve ölçülü olması durumunda devletin önlem almasına izin verilmektedir. Yani tüm haklar dengelenmek zorundadır.

İlgili yazılar: COVID-19 Genelgesi

Sıkça Sorulan Sorular

Covid-19 davaları kimlere karşı açılabilir?

Makalede; uluslararası alanda sorumluluğu tartışılan devlete karşı başvurular, virüsü bulaştıran kişilere karşı ceza ve tazminat yolları ile yeterli önlem alınmadığı iddiasıyla idareye karşı davalar ayrı ayrı ele alınmaktadır.

Uluslararası Sağlık Tüzüğü devletlere hangi yükümlülükleri getirir?

UST’nin 5, 6 ve 7. maddeleri bilgilendirme yükümlülüğünü düzenler. Taraf devlet, kendi ülkesinde uluslararası önemi haiz halk sağlığı acil durumuna yol açabilecek olayları ve bunlara karşı uyguladığı sağlık önlemlerini 24 saat içinde DSÖ’ye bildirmelidir.

Çin’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’na başvurulabilir mi?

Makaleye göre Adalet Divanı’nda iki devlet arasındaki uyuşmazlık için her iki devletin rızası gerekir ve Çin’in rızasından söz etmek mümkün görünmemektedir. Ayrıca kararın icrasında Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto hakkı nedeniyle sorun çıkabileceği belirtilmektedir.

Virüsü bulaştıran kişi cezalandırılabilir mi?

Makaleye göre bunun için bulaştıranın hasta etme veya öldürme amacıyla, bilerek ve isteyerek hareket etmesi ve kimin bulaştırdığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir; bunun ispatı çok zordur. Karantinadan kaçanların TCK m. 195 gereği cezalandırılabileceği de belirtilmektedir.

DSÖ görevlileri bireysel olarak sorumlu tutulabilir mi?

Makalede, DSÖ Anayasası’nın 66-68. maddeleri uyarınca görevlilerin yargılama aşamasında imtiyaz ve dokunulmazlıklara sahip olduğu, bu nedenle sorumlu tutulmalarının mümkün görünmediği belirtilmektedir.

Salgın önlemleri temel hak ve özgürlükleri nasıl etkiler?

Makaleye göre seyahat ile toplantı hak ve özgürlüğü gibi haklarda devletin önlem alması, önlemlerin kanuni, gerekli ve ölçülü olması hâlinde mümkündür. Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m. 4 ise olağanüstü durumun ilanı şartıyla yükümlülüklerin azaltılmasına imkân verir.

Görüşme talebi

Bu konuda bir sorunuz mu var?

Durumunuzu kısaca yazın, sizi arayalım. Dilerseniz doğrudan da ulaşabilirsiniz:

Hazırlayan

UTU Hukuk ve Danışmanlık

2016'dan bu yana Ankara'da avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti veren büro. Tazminat Hukuku alanındaki dosyalarımızı Av. Deniz Ata Duman yürütmektedir.

Tazminat Hukuku Ekibimiz

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki tavsiye niteliğinde değildir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Tazminat Hukuku alanındaki diğer yazılarımız

Tüm yazılar
WhatsApp'tan yazın