UTU Hukuk ve Danışmanlık12 dk okumaGüncelleme:
Ayıplı maldan sorumluluk, tüketici işlemlerinde satıcının malı sözleşmeye uygun olarak teslim etme yükümlülüğüyle doğrudan bağlantılıdır. Tüketici işlemlerinde satıcının ayıplı maldan sorumluluğundan bahsedebilmek için öncelikle yazımıza tüketici, satıcı, tüketici işlemi ve daha sonrasında ise ayıplı mal nedir bunların tanımını yaparak başlamanın faydalı olacağını düşünüyoruz. Bu yazımızın temel dayanağını 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun oluşturmaktadır.
Güncellik notu
Bu yazı, yayımlandığı tarihteki mevzuat ve uygulamaya göre hazırlanmıştır. Tüketici hakem heyetlerine ve tüketici mahkemelerine başvuruda esas alınan parasal sınırlar her yıl güncellendiğinden, yazıdaki tutar ile dava şartı arabuluculuğa ilişkin düzenlemelerde o tarihten bu yana değişiklik olmuş olabilir. Güncel durum için bir avukata danışmanız önerilir.
Tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir. 6502 sayılı kanundan anlayacağımız, hazır bir malı veya hizmeti satın alarak onu günlük yaşamında kullanan veya tüketen kişidir.
Satıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişidir.
Tüketicilerin ticari veya mesleki amaçlar doğrultusunda hareket eden gerçek veya tüzel kişilerle kurmuş olduğu sözleşmeler ile hukuki işlemler tüketici işlemi olarak nitelendirilir.
Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.
Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir.
Buna göre ayıplı kabul edilen mallar kısaca şunlardır:
Sözleşmeye aykırı ifa · teslim ve montaj
Sözleşmeye konu olan malın, sözleşmede kararlaştırılan süre içinde teslim edilmemesi veya montajının satıcı tarafından veya onun sorumluluğu altında gerçekleştirildiği durumlarda gereği gibi monte edilmemesi sözleşmeye aykırı ifa olarak değerlendirilir. Malın montajının tüketici tarafından yapılmasının öngörüldüğü hâllerde, montaj talimatındaki yanlışlık veya eksiklik nedeniyle montaj hatalı yapılmışsa, sözleşmeye aykırı ifa söz konusu olur.
Yazımızın asıl konusuna gelecek olursak satıcının satış sözleşmesi kurulduktan sonra sözleşme konusu malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. Bu minvalde sözleşme konusu mal, sözleşmeye aykırı olarak olarak ifa edilir ise bundan doğan sorumluluk satıcıya yüklenebilecektir.
Aynı zamanda malın teslimi anında ayıplı olup olmadığı hususunda uyuşmazlık meydana gelmiş ise bu hususta ispat yükü 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca satıcıya bırakılmıştır. Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilip eğer iddia edildiği üzere malın teslimi sırasında herhangi bir ayıp bulunmuyor ise bunun ispatı alıcıya bırakılmıştır.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 10. Maddesi : “Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz.” şeklindedir.
“Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz.”
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 10
Tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde, sözleşmeye aykırılık söz konusu olmayacaktır. Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır. Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketicinin seçimlik hakları şunlardır:
Tüketici, ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarını üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilecektir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.
Satıcıya karşı
Sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değiştirme haklarından biri kullanılabilir.
Üretici veya ithalatçıya karşı
Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları kullanılabilir.
Otuz iş günü
Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir.
Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda; satıcı, tüketicinin ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarını derhâl tüketiciye iade etmek zorundadır.
Satıcı, tüketicinin seçimlik haklarını kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masrafları karşılamak durumundadır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.
Bu hususta kanun koyucu iki yıllık zamanaşımı süresi belirlemiştir. Bu iki yıllık zamanaşımı süresi malın tüketiciye tesliminden itibaren başlamaktadır. Maldaki ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda var olup olmamasından bağımsız olmak üzere ayıp sonradan ortaya çıkmış olsa bile bu zamanaşımı süresi geçerli olacaktır.
Kanunun lafzından şunu anlayabiliyoruz ki; kanunlarda bu süre iki yıldan fazla olabileceği gibi tarafların da irade serbestisi gereği aralarında özgürce satıcının ayıplı maldan iki yıldan daha fazla sorumlu tutulabileceğini düzenleyebileceklerdir. Bu gibi durumlarda iki yıllık zamanaşımı süresi değil ilgili kanunda veyahut tarafların özgürce belirlemiş oldukları zamanaşımı süresi geçerli olacaktır.
Bu husus Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 12. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:
“Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.”
(2) Bu Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası saklı olmak üzere ikinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise üç yıldan az olamaz.
(3) Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz. “
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 12
Ayıplı maldan sorumlulukta süreler
| Durum | Süre |
|---|---|
| Kural (daha uzun süre belirlenmemişse) | Malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıl |
| Konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar | Taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıl |
| İkinci el satışlar | Bir yıldan az olamaz |
| İkinci el konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar | Üç yıldan az olamaz |
| Ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse | Zamanaşımı hükümleri uygulanmaz |
Ayıplı mal nedeniyle açılacak davalar, görev ve yetki açısından belirlenerek açılmalıdır. Burada tüketici söz konusu olduğu için, ayıplı mal sebebiyle alacak davası Tüketici Mahkemesinde açılacaktır. Tüketici Mahkemesi görevli mahkemedir. Yetkili mahkeme ise, davalı kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeridir.
Görevli mahkeme
Tüketici Mahkemesi
Yetkili mahkeme
Davalı kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri
Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki, aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz:
Uyuşmazlık konusunun parasal değeri belli bir sınırın altında olduğunda başvurulacak ilk mercii tüketici mahkemeleri değil tüketici hakem heyetleridir. (Bu sınır her yıl tüketici fiyat endeksine göre değişlik göstermektedir.) Bu hususta başvuru yapılır iken ilçe tüketici hakem heyetine mi yoksa il tüketici hakem heyetine mi yapılacağı hususunda o yıl belirlenmiş olan parasal sınır dikkate alınarak başvuru yapılmış olması oldukça ehemmiyet arz etmektedir.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca uyuşmazlık hakkında doğrudan tüketici mahkemelerine müracaat edilebilmesi için ilgili uyuşmazlığın da parasal değerinin 2022 yılı itibariyle 15 bin 430 Türk Lirası’nın üzerinde olması gerekmektedir. (Bu sınır her yıl tüketici fiyat endeksine göre değişlik göstermektedir.)
Bu tutarın altındaki uyuşmazlıklar için tüketici mahkemelerine müracaat imkanı ancak öncelikle tüketici hakem heyetine başvurulmuş olması durumunda, verilen karara itiraz edilmesi amacıyla yapılan başvurularda mümkün olacaktır.
Tüketici mahkemelerine bu yönde yapılacak itirazlar için tüketici mahkemelerinin vereceği kararlar ise kesin nitelik arz etmekle birlikte bu kararlara karşı istinaf yolu kapalı bulunmaktadır.
Hakem heyeti kararına itiraz
Tüketici Hakem Heyeti’nin bir uyuşmazlıkla ilgili vermiş olduğu karara karşı itiraz mercii ise tüketici mahkemeleridir. Tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 gün içinde başvurarak tüketici hakem heyetinin vermiş olduğu karara karşı itiraz edilebilir.
Ayıplı maldan dolayı açılacak davalarda dilekçenin içeriği oldukça ehemmiyet arz etmektedir. Dilekçenin eksiksiz bir şekilde doldurulması ve ilgili makama iletilmesi gerekmektedir. Dilekçe içerisinde yer alması gereken bilgiler şunlardır;
Dilekçenin eksiksiz ve ayrıntılı bir şekilde yazılması önemlidir. Konu yazılırken de, olayın özellikleri ayrıntılı bir şekilde kaleme alınmalıdır. Yazımızda da ele aldığımız üzere sözleşme konusu malın ayıplı olduğundan tüketicinin haberi olmaması gerekir. Bu durumu ispatlayacak belgeler, faturalar, makbuzlar gibi her türlü belge dilekçe içerisinde yer alır ise ispat kolaylığı oluşacaktır ve mahkemenin bu minvalde vereceği karar çok daha hakkaniyetli olacaktır.
Pratik kontrol listesi · Dilekçe
Pratik kontrol listesi · Belgeler
28 Temmuz 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında yapılan değişikler ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a aşağıdaki madde eklenmiştir. Bu nedenle arabuluculuğa tabi uyuşmazlıklarda dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk yolunun da tüketilmesi önem arz etmektedir.
“(1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki, aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz:
a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar
b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar
c) 73 üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar
ç) 74 üncü maddede belirtilen davalar
d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar
(2) 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz.
(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ancak belirtilen hâllerde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin Birinci Kısmına göre iki saatlik ücret tutarını geçemez.
(4) Arabuluculuk faaliyeti sonunda açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması hâlinde arabuluculuk ücreti, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir.”
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, MADDE 73/A- (Ek:22/7/2020-7251/59 md.)
İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (mevzuat.gov.tr)
İlgili yazılar: Faizsiz Konut Edindirme Sözleşmesinin Feshi · Genel İşlem Şartı Nedir? · Genel İşlem Şartlarının Denetimi
6502 sayılı Kanun m. 12’ye göre, kanunlarda veya sözleşmede daha uzun süre belirlenmemişse, ayıp sonradan ortaya çıksa bile sorumluluk malın teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir; konut veya tatil amaçlı taşınmazlarda bu süre beş yıldır. Ayıp ağır kusur ya da hileyle gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.
Teslim anında kararlaştırılan örnek veya modele uymayan ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan mallar ayıplıdır. Ambalaj, etiket, kullanım kılavuzu, internet portalı veya reklamlarda belirtilen özellikleri taşımayan ya da tüketicinin makul olarak beklediği faydayı azaltan maddi, hukuki veya ekonomik eksiklik içeren mallar da ayıplı kabul edilir.
Makalede aktarılan 6502 sayılı Kanun m. 10’a göre teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilir ve malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliğiyle bağdaşmıyorsa uygulanmaz.
Tüketici; malı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim, masrafları satıcıya ait olmak üzere ücretsiz onarım veya imkân varsa ayıpsız misliyle değiştirme haklarından birini kullanabilir. Onarım ve değiştirme haklarını üretici veya ithalatçıya karşı da kullanabilir.
Talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur; aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir.
6502 sayılı Kanun m. 73/A’ya göre tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Ancak tüketici hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar, hakem heyeti kararlarına itirazlar, m. 73/6 ve m. 74’teki davalar ile taşınmazın aynından doğan tüketici uyuşmazlıklarında bu şart uygulanmaz.
Makaleye göre karara karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 gün içinde hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine başvurularak itiraz edilebilir.
Görüşme talebi
UTU Hukuk Danışmanlık olarak ticaret hukuku alanında avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz.
Formu doldurun, sizi arayalım. Dilerseniz doğrudan da ulaşabilirsiniz:
Ticaret Hukuku alanındaki diğer yazılarımız